Yalnız Yürüyüşler
Yağmurda birlikte ıslanılan kaldırımların artık yalnız yürünen halleri.
Ne vardı
Ne vardı şu yağmurda beraber ıslansak
Gönüllerimiz birken
Bunca matem niçin
Gözlerimiz değse gözlerimize
Ellerimiz kenetlense birbirine
Şu yağmurun altında yürüsek,
Kaldırsak yüzümüzü gökyüzüne
Kavuşsak gökyüzünde
Ne vardı
Ne vardı da yaşamaktan yoksun kaldık bunları
Ne vardı da sensizliğin adını,
Kendi adım gibi bilir oldum.
Yerdeki o yağmur göllerinin içinden geçerdik birlikte
Ayaklarımız baştan aşağı sırılsıklam
Tıpkı yüreğimiz gibi.
Işıklara bakardık birlikte.
Işıklara; yeşil, kırmızı, mavi
En çok da birbirimize bakardık
Dönüp dönüp bakardık sebepsizce.
Işıklar yüzümüzde,
Yeşil, kırmızı, mavi.
Yağmur yağıyor saçlarımıza
Bir yeşil, bir kırmızı, bir mavi
Islak saçlarımızın kokusunu
Yağmur toprağa karışıncaki kokuya tercih ederdik
Ne vardı.
Ne vardı şu kaldırımlarda birlikte yürüsek
Birlikte açsak ağzımızı yağan yağmura
Birlikte gülüşsek
Gülüşmelerimiz sevişse ne vardı.
Bu kaldırımdaki çatlaklar nedir bilmezsin artık
Oysa ne kadar aşındırdım bu yolları
Bir gün buraya geleceksin biliyorum.
Bensiz yürüyeceksin buralarda,
Yalnız..
Işıklar yeşil kırmızı mavi
Ve beyaza çalan bir sarı.
Göreceksin
Aşınmış yolları,
Çatlamış kaldırımları
Yürüyeceksin tıpkı benim gibi.
Oysa kaç kaldırımda yürümüşümdür burdaki.
Kaç yol aşındırmışımdır burada yürüyerek,
Seni düşünerek..
Kaç yağmurun altında ıslandı yüreğim,
Saçlarım,
Düşlerim,
Umutlarım,
Oysa beraber ıslanırdık bir vakitler.
İkimizin de umutlarına,
Düşlerine bir şey olmazdı.
Aynı düşlere tutunurduk çünkü,
Bilirdik.
Yürüyeceksin bu kaldırımlarda
Belki bu ağaçlara bakacak,
Işıklara bakacaksın.
Işıklara yeşil, kırmızı, mavi.
Bakıp bakıp hüzünleneceksin.
Ve belki yine bir yağmur yağdığında anımsayacaksın bizi.
Gözüne bir bank ilişecek kenarda
Yalnız,
Oturamayacaksın o banka.
Hatırlayacaksın bizi,
Anımsayacaksın.
Kaldırımlara değecek gözün sonra,
Yürüdüğün kaldırımlara, sulara basmamak için.
O göl gibi birikmiş yağmur suyuna.
Birlikteyken çevresinden dolanmadan yürüyüp
İçine daldığımız,
Ayaklarımızı sırılsıklam eden
O göl olmuş sulara, yağmurla birlikte.
Hatırlayacaksın.
Üzülür müsün bilmem,
Ama oturamayacaksın işte banklara.
Giremeyeceksin o sulara ıslanmak maksadınca.
Böyle bir yağmurda yürüyeceksin sen de,
Tıpkı benim gibi.
Bu kaldırımların arasındaki çatlaklara bakacak,
Sorgulayacaksın belki de.
Sebebi benim.
Yürüye yürüye aşındırdım yolları.
Ben bastıkça çatladı kaldırımın taşları.
O çatlaklar sensizliğin adını öğrendiğim vakitlerin eseridir.
Aldırma.
Sana zarar gelmez,
Çekilmez hiçbir taş ayağından,
Kayıp düşmezsin.
Anlayacaksın.
Sonra çıkmak isteyeceksin bulunduğun yerden.
Çıkış kapısına yöneleceksin usulca.
Hiçbir şey yapmadan,
Düşünmeden,
Düşünmek istemeden,
Kaçarmışçasına.
Önünde yine göl,
Göl gibi olmuş yağmur suları.
Sense kaçarmışçasına yürüyeceksin
O göl misali birikmiş ayağında
Yağmurun sesini dinleyerek.
Çıkamayacaksın bulunduğun yerden,
Kaçamayacaksın.
Bir boşluk kaplayacak bendini,
Yüreğini.
Hatırlayacaksın.
Hiç unutmayacaksın ki.
İnsan unutmadığını hatırlar mı?