Gönderi

Soruyorum Öyleyse

Eski halini tanıyamayan birinin morarmış bir kola bakması gibi.

Nasıl geldim bu hale ben? Neşeli, sevgi ve deli dolu bir insanken, nasıl bir anda tam zıttına dönüşebildim? Ya da yanılıyor muyum, bir anda olmadı mı? Eski benden eser yoksa ne fark eder ki… Bir anda yahut zamanla, oluverdi işte. Artık sebebini de sorgulamıyorum. Cevabını bulsam ne değişecek ki? Gülüp eğlenebilen, inanan, umut eden, sevebilen mizacımdan geriye kalan tek şeyin bu eylem ve terimlerin anlamlarının olması ne kadar da gülünç. Mesela şimdi bu saydığım yüce ve güzel olan şeyleri, ve de birçoklarını yaşardım; şimdiyse sadece bilmekle yetiniyorum. Sanki bir kitaptan dostluğun tanımını okuyup da asla dostunun olmaması gibi bir his bu. Sadece biliyorum; hissetmeden, yaşamadan, inanamadan, güvenemeden, sevemeden..

Eski beni özlüyor muyum onu da bilmiyorum. Daha mutlu olduğum zamanları, sevdiğim, güvendiğim, inandığım, gülebildiğim zamanları anımsıyorum. Hatırladığımda geçmişe dönme isteği gibi bir durum söz konusu olmuyor. Eski beni özlediğim söylenemez açık yüreklilikle. Belki özlemek değil de, tanıyamıyorumdur eski beni yahut yeni beni. Hani o anları, o mutlu olduğum, o güldüğüm, sevdiğim, güvendiğim anları bir film şeridi gibi gözlerimin önünde seyrediyorum; seyrederken büyük bir keyif alıyorum ama bir şey eksik hissettiriyor hep. Sanki, sanki onları yaşayan ben değilmişim gibi. Sanki onlar benim hatıralarım, sevinçlerim değillermiş gibi. Ama biliyorum da, o bendim..

Hani insan kolunu bir yere çarpar, o anda acır canı ama sonrasında aklından çıkar. Acısı o anlık diner ya da insan dindiğini düşünür. Sonra aradan günler geçer ve rastgele bir zamanda aynaya baktığında insan, kolunun tam da o çarptığı yerinin mosmor olduğunu görür ya, tam o da durumdayım işte. Bir yerlerde kolumu çarptım bir şeylere, sonra aradan zaman geçti ve rastgele bir anda dönüp baktığımda kendime, gördüğüm şey çürümüşlük, morarmışlık, ezilmişlikti. Eski halimi özlüyorum denemez, bilmiyordum bile böyle olduğunu. Ama eski halini merak ediyor insan morarmışlıkları görünce. Eski halinde kolumun, ben var mıydı mesela o moraran kısmında? Ya da eskiden acıtıyor muydu normal bir dokunuşla bile bu kadar? Sonra sorar insan kendi kendine, nasıl geldi kolum bu hale, nerede, ne zaman, nasıl? Soruyorum öyleyse, nasıl geldi kolum bu hale, nasıl geldim bu hale ben?

Bu içerik CC BY-NC-ND 4.0 lisansı kapsamında sunulmaktadır.