Gönderi

Sendin Nisan'ı Güzelleştiren

İlkbaharla gelen ve ilkbaharla giden bir sevdanın renksiz bıraktığı mevsim.

Bir ilkbahar günü tanıştık seninle
Güneşli,
Belki sıcaktı.
Yahut belki de,
Keskin bir bıçak gibi
Yüzü kesen rüzgarlar vardı.
Tanımlanmamış,
Tanışmamış,
İki yabancıydık.
Belirsiz,
Rastgele bir zamanındaydık ömrümüzün
Birbirimize.
Ankara gibiydi tanışmamız anlayacağın.
Beklenmedikleri sundu hayat önümüze,
Öngörülemezdi pek çok şey.
Bir ilkbahar günüydü;
Yılın dördüncü ayı,
Baharın en hissedildiği an.
Çiçeklerin açtığı,
Baharın başlangıcı,
Yahut tam ortasıydı.
Zaman ve yer rastgeleydi belki.
Ama apaçık gerçekler,
Belirginliği net olan şeyler de vardı.
Aylar değildi değişen yalnızca.
Mevsimler değildi konuşulması gereken.
Bizdik.
Bir ilkbahar günü tanıştık,
Baharın en çok hissettiğimiz zamanların eserleriydik
Birbirimize.
Çiçeklerimiz açtı sonradan içimizde;
İçimizdeki buzların eridiği,
Keskin soğukların yerini ılık esen yellere bıraktığı,
Ağaçların tekrardan yeşillendiği,
Yaşamın ve güzelliğin
Habercisiydik birbirimize.
Bir ilkbahar günü tanıştık,
Ömrümüze
Hayatımıza bahar geldi,
Hoş geldi.

Yine bir ilkbahar günüydü
Gittiğinde.
Bizi tanıştıran
Ve bir araya getiren bahar,
Ayrılığımızın hem şahidi,
Hem mucidiydi artık.
Şimdi sen oradasın,
Ben burada..
Rengini,
Kokusunu kaybetmiş bir ilkbahar
Sabahına uyandım.
Yine açan çiçeklerin olduğu,
Yeşillenen ağaçların,
Ve ılık esen rüzgarların olduğu
Bir bahara.
Fakat hiçbiri,
Habercisi değildi artık
Yaşamın ve güzelliğin.
Belki de hiç olmamışlardı.
İlkbahar değildi içimdeki buzları eriten,
Ağaçları yeşillendiren,
Menekşeye mor rengini veren.
Yaşamı ve güzelliği tanımladığım,
Üzerinden bahar ile güzellemeler yaptığım,
Sendin..
Ve ilkbahar,
Belki de ilk kez
Bu kadar soğuk,
Renksizdi,
Sen gittiğinde..

Bu içerik CC BY-NC-ND 4.0 lisansı kapsamında sunulmaktadır.