Para
İnsanların arasını bozan lanetli bir araca duyulan nefret.
Ne lanet şey şu para! İnsanlığın bulmuş olduğu en aşağılık şey olabilir gerçekten. Hatta olabilir değil, direkt olarak o! Ne kadar yakın olursanız olun, bir kişiyle aranızdaki iletişimi bozabiliyorsa para, sahiden aşağılık bir şeydir. Tıpkı hak yemek gibi, kötülük yapmak gibi. Siz hiç kendi çıkarı için size yalan söyleyen, sizin hakkınızı yiyen birisiyle iyi anlaşabilir misiniz? Sanmam. Para da öyle bir şey işte. İnsanların arasını bozmakta mükemmel bir şey. Çok yakın arkadaş, dost, sevgili hatta ailenizden, akrabanızdan birisi olsa bile, para bu mükemmel ilişkiyi bozabilecek derecede. Miras kavgaları, akraba içi atışmalarda, dostlar arasındaki bozuşmalarda, ailevi ilişkiler içerisinde çok denk gelmişizdir paranın gerçekten iletişim bozduğu fikrine. Demek ki yalan değil! Para gerçekten iki insanın arasındaki iletişimi, bağı koparabilmekte! İşte bu yüzden hiçbir zaman sevmedim parayı. Parayla ilgili olan konuları, para gerektiren şeyleri hiçbir zaman sevemedim. Aksine ücretsiz olan her şey daha güzel değil mi? Mesela gökyüzü.. Gökyüzü herkesin mesela ve para da gerektirmiyor! Gökyüzünü sizden kıskandığı için sizinle iletişimini, bağını koparacak birisi de olmaz mesela. Veya gökyüzü yüzünden kavga edebilir misiniz hiç birisiyle? Keza kaldırımlar, ağaçlar için de aynı şey geçerli..
Parayı hiçbir zaman sevmedim, sevmeyeceğim de. Elbette para kazanmak gerekiyor, elbette önemli fakat paraya tapılmaz bayım. Para amaç değil, araçtır. Aile, dostluk, arkadaşlık, akraba, sevgili gibi ilişkilerde paraya tapan, önem veren birisiyle çok sağlam bağ kurmam da olanaksız bu yüzden. Paranın köpeği olan insan, insanın da köpeği olur. Ve insanın köpeği olma potansiyeline sahip bir insana ben ne dostluğumu, ne de sevgimi veririm. Satın alınamayacak olmamın verdiği gururla yaşayacağım her zaman..
(Sanki satın alınamayacak olmam çok özel bir şeymiş gibi.. Olması gereken de bu zaten ya!)