Gönderi

Özünde

İnsanları özünde seven ama yaklaştıkça yanan bir pervanenin geri çekilişi.

Sanırım vakitlerden yine elimi eteğimi çekme vakti. Daha öncesinde uyguladığım şey bu. Zorlanacağımı sanmıyorum bundan dolayı. İnsanları çok severim özünde. Örneğin ölen, öldürülen, hatta öldüren her can için üzülüyorum; ırkı, dili, dini, cinsiyeti ne olursa olsun. Öldürülen dedim ya? İşte bazen öldüren ya da ölen suçlulara dahi üzülüyorum. Böyle olmamalıydı diyorum. Onların da bir ailesi, bir sevdiği vardı; onlar da insanlardı, bir zamanlar çocuktular, diyorum. Yanlış yola sapmış olmalarına rağmen, yanlış yapmalarına rağmen kıyamıyorum onlara düşüncelerimde. Düşüncelerimde dahi hapsedemiyorum onları. Oysa bazı zamanlar geliyor, yaptıklarından dolayı, düşündüklerinden dolayı nefret duyuyorum insanlara. Önü ardı kesilemez nefret. O anda önümde kim olursa boğazına yapışıp nefesini keserim anında. Ama kısa sürüyor bu. Saman alevi gibi parlayan öfkeme denk düşen olmazsa, yeniden seviyorum insanları. Anka kuşu misali o anda yanıp, o anda doğuyorum tekrardan. Seviyorum tekrardan.

Seviyorum dedim ya insanları? Orada önemli bir şey daha söyledim: özünde. Yalnızca özünde seviyorum insanları. Yani uzaktan, yani Tanrı’nın yarattığı haliyle, ya da kendi oluşagelmiş haliyle, kim ne derse. O en çıplak, o en masum haliyle. Ve de uzaktan.. Yoksa insandan bana geçen pek güzel şey olmadı. Nadir güzellik, nadir iyilik, nadir doğruluk, yani hep nadirlik gördüm iyiye dair ne varsa insandan. Belki de bu şekilde sınanıyorum, mümkün. Fakat ben ne kadar yaklaştıkça insanlara, ne kadar sevdikçe onları, daha çok yanıyorum sanki. Ateşin etrafında dönüp duran bir pervaneymişim gibi. Yaklaştıkça o ateşe, sevdikçe o ateşi, yanan benmişim gibi. Yine olsa, geçmişe dönsem, yine yaklaşırım. Ama bir yerde de dur demesi gerekiyor insanın. Canım yandı, yıprandım demesi gerekiyor. Fark ettim birçok zaman yanışımı, fark ettim acılarımı ama durduramadım kendimi.

Fakat artık yeter demesi gerekiyor insanın. Ben insanlara da yeter demesini bilirim, kırmasını bilirim, dert değil bu. Fakat o kadar özünde severken bir o kadar nefret duyuyorum ki, insanları kırmaya dahi niyetim yok. Uzaktan bakmak, seyretmek bana yeterli geliyor zira. Bundan dolayıdır vakitlerden elimi eteğimi çekme vaktinin gelişi. Dedim ya, insan kendisini durdurmasını bilmeli bazı yerlerde. Ateşte yalın ayak ve de yavaş yavaş yürümenin bir manası yok. Bazen koşar adım kaçmalı acıdan, koşar adım kaçmalı insanlardan..

Bu içerik CC BY-NC-ND 4.0 lisansı kapsamında sunulmaktadır.