Gönderi

Ölümün Ardını Düşlemek

Öldükten sonra geride kalanlara ve eşyalara duyulan merak.

Ölümümü düşünüyorum bazenleri. Öldüğümde ne olacak? Mesela ilk kim gelecek mezarıma ziyaretime? Ne diyecek, ne kadar duracak gibi sorular silsilesinde beynim bulanıyor. Cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğim sorularda ne kadar da ısrarcı olabiliyorum, huyum kurusun. Yine de alıkoyamıyorum kendimi, düşünüyorum. Mesela ne olacak beni seven insanlara? Düşünecekler mi beni, akıllarına gelecek miyim ansızın, yürekleri sızlayacak mı? Oğlu olduğunda adımı oğluna verecek birisi var mı şuan hayatımda mesela? Geleceğin bilinmez olması hem müthiş hem de nefret edilesi şey. Müthiş, çünkü bilinmezlik aslında yaşamda tutan şey beni; nefret edilesi, çünkü bazı soruların cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Ne olacak mesela ardımdaki insanlara, odama, eşyalarıma, kitaplarıma? Mesela ben öldükten sonra, ne olacak masamda duran satranç tahtasına yahut kalem ve müsvedde kağıtlara? Odama girip çıkan olacak mı hiç? Girdiklerinde ne düşünecekler, ne yapacaklar odamda? Sorguladığım soruların hiçbirinin cevabı yok oysa. İnsan böyle ölümünün ardını düşünür mü, düşünürse neden düşünür? Ne kadar sevildiğini, ne kadar önemsendiğini görmek için mi? Peki ya öldükten sonra ne anlamı var ki? Hasbelkader çok sevildiğini ve önemsendiğini görmek mümkünse ve görmüşse insan ölümünden sonra, neye yarayacak ki? O halde bunca merak bunca sorgu niçin? Neyi öğrenmek istiyorum, neden öğrenmek istiyorum ki? Buram buram hissettiğim sevgisizliği mi bastırmak maksadım? Mümkün. O da mümkün. Her şey mümkün. Çözümü ölüm mü? İlla ölmek mi gerekiyor yani bazı şeyleri bastırmak, hissetmemek için? İnsan öldükten sonra da hissedebilir mi ki? Ya hissedebiliyor olursam ve hiçbir şey değişmemişse, o zaman çözümü ne olarak göreceğim? Bazı şeyler hiç değişmez mi yoksa sahiden? Değişmeli…

Bu içerik CC BY-NC-ND 4.0 lisansı kapsamında sunulmaktadır.