Gönderi

Hapsolmuş Düşünceler

İnsanlardan kaçıp tek odalı bir evde yağmur izlemek isteyen bir adam.

Kaçmak istiyorum. Bütün yaşanmışlıklardan, yaşanacaklardan, her şeyden kaçmak. Hiç kimsenin beni bulamayacağı yerlere gitmek mesela. Ya da kimsenin beni tanımadığı, arayanların da bulamadığı bir sokakta bulunan bir evde yaşamak belki. Sonra, sonra insanların ıslanmamak uğruna köşe bucak kaçtığı hıpızlı yağan yağmurun altında ıslanmak baştan sona. Sonrasında o üşümüşlükle, titreyişlerle yürümek sokaklarda o sırılsıklam halimle. Anlamsız, karmaşasız, hedefsiz. Yolun götürdüğü yere yürümek öylece. Önünde sonunda eve varıp ıslak kıyafetleri kalorifer üstüne koyup, giymek evlikleri. Cam kenarına geçip dışarıda devam eden yağmuru izlemek, elimde sıcak bir kahveyle. Öyle ahım şahım bir ev değil, tek odalı, tek camlı, tek.. 

Yapayalnız kalmak istiyorum kendimle. İnsanlarla içli dışlı olup, koskocaman zamanlar geçirdikten sonra onların hayatımda yalnızca birer yabancı olduklarını fark etmek yerine yapayalnız kalmak kendimle.. Hem en azından böylelikle kendime daha dürüst olurum. Siz hiç gece çökünce, yapayalnız kalınca kendine yalan söyleyen bir insan gördünüz mü? Hani şimdi böyle düşünerek boşveriyorum ya insanları? Bir zamanlar çok önemsemişliğimden kalan bir huy bu. Yalnızca insanları değil, her şeyi, herkesi. Çok önemsemiş olmak benim kendime yapmış en büyük olduğum yanlış. Kaçmak istiyorum yalnızca bulunamayacağım, tanınamayacağım bir yere işte..

Sonra sevdiklerim aklıma geliyor, hayatımda değer verdiğim insanlar. Onlar da önceki insanlar gibi mi olacaklar? Koskocaman vakitler geçirip, aslında onların hayatımda yalnızca birer yabancı olduklarını mı fark edeceğim diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Vakitlerini mi bekliyorlar yani? Umduğum bu değil, inandığım da değil. Ben sevdiklerime koşulsuz güvenirim, ama ihtimaller, şüpheler? İşte onu engelleyemiyorum… Hem, bunun bir vakti olur mu ki? Herkes gider mi vakti gelince yani? Gitsinler, dert değil. Yalnızca inancımı, umudumu hiç yere talan etmek istemiyorum. İhtimaller söz konusu olmamalıydı oysa bu konuda. Ya evet ya hayır cevabı kadar basit olmalıydı her şey. İşte o zaman umutlanmazdım, çocuklaşır veya çocuklaşmazdım. Yanında çocuklaştığım insanlar geliyor aklıma. Her seferinde bu kadar çocuklaşmamalıyım diyorum kendime. Her seferinde yenik düşüyorum, çocuklaşıyorum yanlarında. Ne yapayım? Bütün insanların arasında onca dik duruşumdan sonra, çocuklaşmak istiyorum sevdiklerimin yanında. Bu benim onlara seni seviyorum, yanında kendim gibi hissediyorum deyişimin bir şekli. Ve de iyi geliyor yüreğime Ve bütün bunları düşündüğümde yalnız kalmak fikri bu noktada daha çok yatıyor içime. En azından onların, sevdiklerimin ne zaman vakitlerinin dolduğunu, ya da dolacağını bilmemiş olurum.. Hayal dünyasında yaşamak kime çekici gelmez ki zaten.. İşte bu yanlışı yine yapıyorum kendime, yine ve yine.. Çok önemsememek belki de benim kendime en büyük yapmış olduğum yanlış. Hata olsa affedebilirdim belki kendimi ama değil, hata değil.. Yanlış.. Belki de bu yüzden asla kendimi affedemeyeceğim bu konuda. Kendi kendimle kalmak istemezdim oysa. Vakti dert etmeden çocuklaşabileceğim, kırılmadan, kırmadan, dökülmeden dökmeden yaşanabilecekler varken niçin yaşayamıyorum ki? Niçin?.

Bu içerik CC BY-NC-ND 4.0 lisansı kapsamında sunulmaktadır.