Eleştiren ve Özür Dilemeyi Bilmeyenlere Duyduğum Nefret
Sorulmadan eleştirenlere ve özür dilemeyi bilmeyenlere duyulan nefret.
İnsanların, üzerlerine vazife olmayan şeyleri eleştirmesinden, yorumlamasından nefret ediyorum. Bu durum genel anlamda değil, kişisel anlamda. Benim hoşuma giden, sevdiğim şey insanların hoşlarına gitmeyebilir. Ve bu gayet doğaldır. Herkesin kendi zevki, hoşlantıları, tercihleri var. Toplumun ahlak kurallarını ihlal etmediğim sürece de, neyden hoşlanıp neyi tercih ettiğim de hiçbir insanı alakadar etmez, ne kadar yakınım olursa olsun. Ama insanlardan bu inceliği beklemek, Türkiye’nin süper güç olmasını beklemek gibi bir şey. Mesela ben bir mont giyerim hoşuma giden, çevremdeki insanlar eleştirir. Ben bir fikri savunurum, çevremdeki insanlar eleştirir. Bir durum için tercih yaparım, insanlar yine eleştirir. İnsanlar hep eleştirir kendi hayatlarına bakmaksızın. Sanki en iyileri onlarmışçasına, eleştirirler. Benim vermiş olduğum kararlar, seçmiş olduğum bu hayat zevklerim düşüncelerim, yalnızca benim hayatımı ilgilendirir. Başka hiçbir insan da, ben sormadığım sürece, eleştirmemelidir. Ben, bu saçma eleştirileri yapan insanların bu tavrından nefret ediyorum. İnsanlara sen ne kadar izin versen de vermesen de, onlar hep eleştirirler. Baylar, tekrar söylüyorum; BEN BENİM HAYATIMDA VERMİŞ OLDUĞUM KARARLARI, ZEVKLERİMİ, FİKİRLERİMİ eleştiren insanlardan ve bu tavırlarından nefret ediyorum. Sevdiğim insanlar arasında da eleştirenler var, ve bu yazıyı yazıyor olmamın sebebi de bu. Çünkü bu eleştirme kafası her yerde. Yoksa hiç tanımadığım insan kendince eleştirsin, kendince yorumlasın bana ne? Fikirler konusuna gelecek olursam, siyasi bir fikirden bahsetmiyorum. Doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanamayacak konular hakkında fikrim olabilir. Herkesin fikri olabilir, fakat kimse kimseyi bu konuda eleştiremez. Ben nasıl ki sizi eleştirmiyorum, siz de beni eleştirmemelisiniz. İnsanlığı, üslubu ben mi öğreteceğim size?
Her konuda haklıyım, bu böyledir demiyorum. Ama ne hikmetse çoğu zamanda da haklıyım çünkü insanlar, (en azımdan çevremdeki insanlar) hatalı oluyorlar. Ve hatalarının da hep bir bahanesi oluyor. Kimse hiçbir zaman “,Evet haklısın, özür dilerim.” diyemiyor samimi bir şekilde. Tanrı şahidim olsun, sahiden haksız olduğum bir konu olursa, ben bu kelimeleri kurmaktan, cümleleri kurmaktan çekinmem. Ama baylar, emin olun bu cümleyi kullanmıyor oluşumun sebebi, gurur değil. Çünkü haklıyken bu cümleyi kuramam. Ve baylar yine emin olun ki, sürekli haklı olmaya çalışan, haklı olmak isteyen birisi değilim. Ama çevremdeki insanların haksız olduğu halde, özür dilemek, hatasını kabul etmek yerine bahane bulmalarından, saçma sebeplerinden nefret ediyorum! Tanrı şahidim, haksız olduğum birçok konuda ben bin kere özür dilemeye razıyım!
En başta şu örneği verebilirim; Amerika’da öğrenciydim. Hayatımda gelişen birkaç olay neticesinde Türkiye’ye dönmeye karar verdim ve döndüm. Döndüğümde hiçbir şeyden haberi olmayan, belki de niye döndüğümü bile bilmeyen insanların yorumları aynen şu şekildeydi; “-Niye döndün ki, kalsaydın. Ben de o şans olsa ben kalırdım. Amerika bu abi.” Ben size fikrinizi sordum mu? Sen olsaydın, döner miydin dedim mi? Hadi onu da geçtim, ulan be adi insan, ben sana, benim için fikrin nedir diye sordum mu? “Niye döndün ki” cümlesi kadar şerefsizce, adice bir cümleyi sen ne cüretle bana karşı kurabilirsin? Kimsin ki sen benim hayatımda? Kim olursan ol, istersen babam ol, bu cümleyi bana yine de kuramazsın. Kuramazsın arkadaş, bitti! Benim dönme sebebim, hayatımda gelişen olaylar vs. benim dönmem için bir sebepti ve döndüm. İnanın, siz olsaydınız döner miydiniz dönmez miydiniz gram umurumda değil. Size “-iyi ki dönmüş müyüm?” gibi bir soru da yöneltmediğime göre, bu konu hakkında konuşmanız aşırı saçma.
Anlayacağınız, özellikle benim hayatımı, fikirlerimi, bir konu hakkındaki düşüncemi, zevklerimi ben ona fikrini sormadığım halde yorumlayan ve eleştiren insanlardan, bir de özür dilemeyi bilmeyen insandan nefret ediyorum!