Ben Hasta Bir Adamım
Anlaşılmaya hasretle yoldaş arayan bir ruhun iç sızlanışı.
Hep anlaşılmayı beklemişim insanlardan. Söylediklerimin kulaklarca değil, yüreklerce duyulmasını istemişim. Neredeyse bütün yazılarımda, şiirlerimde arzuladığım şey buymuş.. Bak, yine anlaşılmaya hasret duyarak yazıyorum bu cümleleri de mesela. O halde eskiden bu yana değişen hiçbir şey olmamış. O zaman da anlaşılamıyordum, şimdi de anlaşılamıyorum. Zaman pek çok şey katar insana her anlamda oysa. Ben bu konuda hala aynı merdiven basamağında kalmışım. Çok da çabaladım, durmadım öyle zamanın bir şeyleri değiştirmesi için. Anlattım, konuştum, yazdım, bağırdım, çağırdım, yıktım, kırdım.. Pek çok şeyi yaptım fakat nafile. Nafile olduğunu da biliyordum esasında. Sadece vicdanımı rahatlatmak için, “-Hiçbir şey yapmadım.” cevabını vermemek içindi bunca çabalayışım belki de. Fakat Farid Farjad haklıydı; sesimi duymak isteyene bir fısıltım yeterdi. Bana bu yetmedi ama.
Ben sesimin duyulmasını değil, anlaşılmayı istedim. Hani mesela ben çıkıp bir gün birini öldürsem, birçokları benim insan öldürdüğümü, katil olduğumu söyleyip benden hafif tiksinerek, hafif de korkarak bakacak. Ben bana o insanı niçin öldürdüğümü soranı istiyorum. Hâkim gibi niçin sorusu değil ama kastettiğim. Yargılamadan, kırmadan, benim niçin öldürdüğümü anlamaya çalışıp, yaptığımdan tiksinmeyeni, korkmayanı, öfkelenmeyeni istiyorum. Kimileri benden korkarken, kimileri tiksinirken, kimileri öfke dolup taşarken, ben “-Vardır Melih’in bir bildiği.” diyeni istiyorum. Onaylanma ihtiyacı değil bu söylediğim. Yaptığım şeyin arkasında durmasını bilirim. Ben yalnızca yoldaş arıyorum. Hah! Bak, konu yine yoldaşlığa çıktı. Sanırım geçmişim benim en büyük yaram.. Kanattıkça kanatıyor, kabukları yoluyorum. Hoşuma gitmiyor, canımın acıyor ama niçin yapıyorum bilmiyorum. Kimseden de çözüm yolu istemiyorum. Yeraltından Notlar kitabının ilk cümlesinde olduğu gibi: “Ben hasta bir adamım”..